ISSN 1300-7157 Anasayfa | İletişim      

Cilt : 25      Sayı : 2       Yıl: 2019

Epilepsi: 9 (3)
Cilt: 9  Sayı: 3 - 2003
Özetleri Gizle | << Geri
1.
Uzun Süreli İnteriktal ve İktal Video-EEG Monitörizasyonu
Long-Term Interictal and Ictal Video-EEG Monitoring
Alev LEVENTOĞLU, Erhan BİLİR, Gülnihal KUTLU KUTLU, Semiha KURT, Yasemin GÖMCELİ, Ayşe SERDAROĞLU, Atilla ERDEM
Sayfalar 123 - 127
Amaç: Epilepsili erişkin hastalarda uzun süreli video EEG monitörizasyonunun bulgu ve sonuçları
değerlendirildi.
Hastalar ve Yöntemler: Dirençli epileptik nöbetleri olan veya nöbetlerin ayrımı yapılamayan 196 hasta (102 kadın, 94 erkek; ort. yaş 27; dağılım 17-67) uzun süreli video-EEG monitörizasyonu ile izlendi. Hastalar ortalama dört gün (dağılım 2-8 gün) monit örize edildi. Tüm hastalar nöbet sıklığı, kaydedilen nöbet sayısı, iktal ve interiktal EEG bulguları, klinik ve elektrografik tanı, verilen antiepileptik ilaçlar ve uygulanan cerrahi açısından değerlendirildi.
Bulgular: Yetmiş bir hastada (%36.2) temporal lob epilepsisi, 29 hastada (%14.8) psödonöbet, 29 hastada (%14.8) ekstratemporal lob epilepsisi, iki hastada (%1) huzursuz bacak sendromu, 13 hastada (%6.6) multifokal epilepsi, sekiz hastada (%4.1) primer jeneralize epilepsi belirlendi. Dokuz hastaya subdural strip, bir hastaya subdural elektrot yerleştirilerek invaziv monitörizasyon tekrar yapıldı. Otuz altı hastaya anterior temporal lobektomi yapıldı. Ortalama 12 ay (dağılım 0-33 ay) izlem süresi içinde 33 hastada (%91.7) nöbet görülmedi; iki hastada nöbetler azaldı, bir olguda ise nöbetlerin sürdüğü görüldü.
Sonuç: Uzun süreli video-EEG monitörizasyonu psödonöbet ayrımının yapılmasında ve cerrahi öncesinde hastaların değerlendirilmesinde başar ılı bir uygulamadır. Anahtar Sözcükler:
Objectives: We evaluated the findings and implications of video-EEG monitoring in epileptic adult patients.
Patients and Methods: A total of 196 patients (102 females, 94 males; mean age 27 years; range 17 to 67 years) underwent video-EEG monitoring for a mean of four days (range 2 to 8 days) for refractory epileptic seizures or attacks of uncertain origin. Evaluations were made with regard to seizure freq u e n c y, number of recorded seizures, ictal and interictal EEG findings, clinical and electroencephalographic diagnosis, antiepileptic drugs, and surgery.
Results: Temporal lobe epilepsy was diagnosed in 71 patients (36.2%), extratemporal lobe epilepsy in 29 patients (14.8%), restleş legs syndrome in two patients (1%), multifocal epilepsy in 13 patients (6%), primary generalized epilepsy in eight patients (4. 1%), and pseudoseizures in 29 patients (14.8%). Invasive monitoring was performed in 10 patients, with subdural strip (n=9) and grid (n=1) electrodes. Anterior temporal lobectomy was performed in 36 patients, of whom 33 patients (91.7%) were seizure-free during a mean follow-up of 12 months (range 0 to 33 months). Seizures decreased in two patients, and maintained in one patient.
Conclusion: Prolonged video-EEG monitoring is succeşful in determining pseudoseizures and in the evaluation of patients who are candidates for epilepsy surgery. Key Words: Electroencephalography/methods; epilepsy/ diagnosis/etiology/surgery; monitoring, physiologic/instrumentation; video recording.

2.
Febril Nöbet Artı (FN +) ve Febril Nöbeti Olan Çocukların Fenotipik Özellikler ve Aile Öyküsü Yönünden Karşılaştırılması
Comparison of Phenotypic Features and Family Histories of Children with Febrile Seizures Plus (FS+) and Febrile Seizures
Semra KURUL, Eray DİRİK
Sayfalar 128 - 132
Amaç: Febril nöbetler çocukluk çağının en sık nö- bet tipidir. Yeni tanımlanmış bir epilepsi sendromu olan FN+ altı yaşından sonra da febril ve afebril konvulsiyonlar ile süren heterojen bir hastalıktır. Bu çalışmada FN+'lı çocuklar febril nöbetli çocuklarla fenotipik özellikler ve aile öyküsü yönünden karşılaştırıldı.
Hastalar ve Yöntemler: Scheffer ve Berkovic tarafından önerilen ölçütlere göre FN+ tanısı konan 35 çocuk (23 erkek, 12 kız; ort. yaş 9; dağı- lım 7-13) cinsiyet, nöbet başlama yaşı, nöbet özellikleri ve aile öyküsü yönünden incelendi ve febril nöbeti olan 35 çocuk (20 erkek, 15 kız; ort. yaş 8.2; dağılım 7-12) ile retrospektif olarak kar- şılaştırıldı. Bulgular: İki grup arasında cinsiyet dağılımı, nö- bet başlangıç yaşı, aile öyküsünde febril ve afebril nöbetlerin sıklığı açısından anlamlı fark bulunmad ı. İki grupta da birçok bireyin etkilendiği geniş pedigriye rastlanmadı. Sonuç: Bu çalışmanın bulguları FN+'lı çocukların fenotipik özelliklerinin oldukça heterojen olduğunu ve her zaman febril nöbeti olan çocukların fenotipik özelliklerinden ayırt edilemeyeceğini düşündürdü.
Objectives: Febrile seizures are the most common seizure type in childhood. Febrile seizures plus (FS+) is a recently identified epilepsy syndrome characterized by febrile and afebrile seizures that may persist beyond age six years. We compared phenotypic features and family histories of children with FS+ a n d febrile seizures. Patients and Methods: Thirty-five children (23 boys, 12 girls; mean age 9 years; range 7 to 13 years) with a diagnosis of FS+ according to the criteria proposed by Scheffer and Berkovic were retrospectively evaluated with respect to sex, age of seizure onset, seizure characteristics, and family history and compared with 35 children (20 boys, 15 girls; mean age 8.2 years; range 7 to 12 years) with febrile seizures. Results: No significant differences were found between the two groups with respect to sex, age of seizure onset, and the occurrence of febrile and afebrile seizures in family members. None of the pedigrees had multiple affected members. Conclusion: The results of this study suggest that phenotypic characteristics of children with FS+ are quite heterogeneous and do not always differ from those of children with febrile seizures.

3.
Epilepsili Hastalarda İşitsel Olaya Bağlı Potansiyeller (P300) ile Nöbet Tipi, Nöbet Sıklığı, Hastalık ve Tedavi Süreleri, Kullanılan Antiepileptik İlaç ve EEG Bulguları Arasındaki İlişki
Correlations between Auditory Event-Related Potentials (P300) and the Type and Frequency of Seizures, Duration of the Disease and Therapy, Anticonvulsant Drugs, and EEG Findings in Epilepsy Patients
Gonca Oğuz KUŞCUOĞLU, Aytül MUTLU, Özlem ÇOKAR, Feriha ÖZER
Sayfalar 133 - 143
Amaç: Bu çalışmada epilepsili hastalarda işitsel olaya bağlı potansiyeller (P300) ile nöbet tipi, nö- bet sıklığı, hastalık ve tedavi süreleri, kullanılan antiepileptik ilaç ve EEG bulguları arasındaki iliş- kiler araştırıldı.
Hastalar ve Yöntemler: Çalışmaya epilepsili 45 hasta (29 kadın, 16 erkek; ort. yaş 27.4; dağılım 16-57) ve 15 sağlıklı gönüllü (10 kadın, 5 erkek; ort. yaş 28.3; dağılım 20-36) alındı. Hastalar nö- bet tipi, kullanılan antiepileptik ilaç, nöbet sıklığı, EEG bulguları, tedavi süresi ve hastalık süresine göre gruplara ayrıldı. Hasta ve kontrol gruplarında P300 kayıtlaması ve standardize Mini Mental Test (SMMT) uygulandı.
Bulgular: P300 latansı epilepsili grupta, kontrol grubuna göre anlamlı derecede uzun, SMMT skorları ise düşük bulundu. Politerapi alan, sık nö- bet geçiren ve EEG'sinde fokal anormallik (veya epileptiform deşarj) saptanan hastalarda P300 latans ının anlamlı derecede uzadığı görüldü.
Sonuç: Epilepsi hastalarında politerapinin, EEG'de saptanan fokal anormalliklerin (veya epileptiform de- şarj), sık nöbet geçirmenin P300 latansında uzama yaptığı ve kognisyonu etkileyebileceği düşünüldü.
Objectives: We investigated correlations between auditory event-related potentials (P300) and the type and frequency of seizures, duration of the disease and therapy, anticonvulsant drugs, and EEG findings in epilepsy patients.
Patients and Methods: The study included 45 epilepsy patients (29 females,16 males, mean age 27.4 years; range 16 to 57 years) and 15 healthy controls (10 females, 5 males, mean age 28.3 years; range 20 to 36 years). The patients were claşified according to the type and frequency of seizures, antiepileptic drugs, EEG findings, and the duration of the disease and therapy. Both groups underwent P300 recordings and a standardized Mini Mental Test (SMMT).
Results: Compared to the controls, P300 latencies were significantly prolonged and SMMT scores were lower in epilepsy patients. Prolonged P300 latencies were significantly correlated with the number of antiepileptic drugs, the frequency of seizures, and the presence of a focal epileptogenic focus.
Conclusion: Our data suggest that polytherapy, EEG abnormalities, and a high frequency of seizures may be aşociated with a prolonged P300 latency and impaired cognitive functions.

4.
Epilepsili Hastaların Beck Depresyon Ölçeği ile Değerlendirilmesi
Evaluation of Epilepsy Patients with the Beck Depression Inventory
Mukadder MOLLAOĞLU, Ertuğrul BOLAYIR, Ayşenur TAŞ
Sayfalar 144 - 150
Amaç: Depresyon genellikle epilepsili hastalarda en sık görülen psikolojik sorundur. Bu çalışmada epilepsili hastalarda depresyon ve depresyonu etkileyen faktörler değerlendirildi.
Hastalar ve Yöntemler: Epilepsili 130 hastaya (58 kadın, 72 erkek; ort. yaş 30.6; dağılım 17-65) Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) uygulandı. Epilepsi nöbetleri ILAE önerilerine göre sınıflandırıldı. Hasta grubunda epileptik nöbetlerin başladığı yaş ortalaması 18.8, ortalama hastalık süresi 11.4 yıl idi. Nöbet tipi, nöbet sıklığı, nöbetlerin ortaya çıktığı zaman, hastalık süresi, kullanılan antiepileptik tedavi ile BDÖ puanları arasındaki iliş- ki değerlendirildi.
Bulgular: Çalışma grubunda BDÖ puan ortalaması yüksek (20.95±11.29) bulundu; olguların sadece %30.8'inde BDÖ puanı 13'ün altında idi. Küçük yaştan itibaren nöbet geçirenlerde, düzensiz nöbeti olanlarda, ayda birden fazla nöbet geçirenlerde, eğitim düzeyi ve gelir düzeyi düşük olanlarda, birden fazla antiepileptik ilaç alanlarda depresyon puanları yüksek bulunurken, nöbet tipi ile BDÖ puanları arasında anlamlı ilişki görülmedi (p>0.05). Sonuç: Epilepsili hastalarda depresif belirtiler sık görülmektedir; bu nedenle, hastaların bu yönden de değerlendirilmeleri, depresyonu artırıcı risk faktörlerinin ortaya çıkarılması ve hastalara uygun eğitim ve danışmanlık hizmetlerinin verilmesi gerekir.
Objectives: Depreşion is generally the most common psychological problem in epilepsy patients. This study was designed to aşeş depreşion and the factors that affect depreşion in epilepsy patients. Patients and Methods: The Beck Depreşion Inventory (BDI) was administered to 130 epilepsy patients (58 females, 72 males; mean age 30.6 years; range 17 to 65 years). Seizures were claşified according to the ILAE recommendations. The mean age of onset of seizures was 18.8 years and the mean duration of disease was 11.4 years. Correlations were sought between BDI scores and the type, frequency, and time of seizures, disease duration, and antiepileptic drugs.
Results: The mean BDI score was high (20.95 ± 11.29) in the patient group, with only 30.8% of cases having a total score below 13. Epileptic seizures since childhood, occurrence of seizures at irregular times, the frequency of more than one seizure a month, lower education levels and financial income, and the use of more than one antiepileptic drug were significantly aşociated with higher scores. No correlation was found between BDI scores and the type of seizures (p>0.05). Conclusion: It is concluded that depreşion symptoms are common in epileptic patients. Hence, approach to epilepsy patients should include evaluation of patients concerning depreşion, investigation of risk factors for depreşion, and provision of appropriate education and counseling.

5.
Çocukluk Çağı Epilepsilerin de Topiramatın Etkinliği
The Efficacy of Topiramate in Childhood Epilepsies
Kutluhan YILMAZ, Burak TATLI, Nur AYDINLI, Mine ÇALIŞKAN, Meral ÖZMEN
Sayfalar 151 - 154
Amaç: Topiramat kullandığımız epilepsili çocuk hastalarda elde edilen klinik sonuçlar değerlendirildi. Hastalar ve Yöntemler: Seksen sekiz çocuk hasta (39 kız, 49 erkek; ort. yaş 8.3; dağılım 4 ay-18 yıl) topiramat etkinliği ve yan etkileri açısından geriye dönük olarak incelendi. Olguların çoğu semptomatik epilepsisi (n=64) olan ve/veya en az üç antiepileptik ilaca yan ıtsız (n=73) hastalardı. Nöbetlerin tamamen durması tam, %50'den fazla azalması kısmi yanıtlılık olarak kabul edildi. Başlangıç dozu 0.6-1.1 mg/kg/gün, ulaşılan doz 3.2-15 mg/kg/gün; kullanma süresi ortalama 11 ay (dağılım 6-38 ay) idi.
Bulgular: On dört olguda tam olmak üzere, 48 olguda (%57) tedaviye yanıt alındı. Parsiyel başlangıçlı epilepsili 59 olgunun 39'unda (%66), jeneralize epilepsili 12 olgunun beşinde (%41.7), epileptik sendromu olan 13 olgunun dördünde (%30) tedaviye yanıt alındı. Nöbet tiplerine göre değerlendirildiğinde parsiyel başlangıçlı 58 nöbetin 38'inde (%66), 31 jeneralize nöbetin 15'inde (%48.4) tam ya da kısmi yanıt elde edildi. Dört olguda somnolans, üçünde nöbet artışı, birinde hipertermi nedeniyle ilaca son verildi. Yan etki olarak iştahsızlık (n=14 olgu), zayıflama (n=11), dikkat azalması (n=8), somnolans (n=7), konuşmanın bozulması (n=6) ve ateşlenme (n=3) gözlendi.
Sonuç: Topiramat, tedavi etkinliği yüksek bir antiepileptik olarak dikkat çekmekle birlikte, ilaca özgü yan etki profili göz önüne alınarak kullanılmalıdır.
Objectives: We evaluated the clinical results of topiramate in epileptic children. Patients and Methods: The efficacy of topiramate was retrospectively aşeşed in 88 children (39 girls, 49 boys; mean age 8.3 years; range 4 months to 18 years). Most of the patients had symptomatic (n=64) and/or refractory epilepsy (n=73) to at least three antiepileptic drugs. Response to treatment was evaluated as complete disappearance of seizures or partial decrease of more than 50%. Daily initial and final doses ranged from 0.6 to 1.1 mg/kg and 3.2 to 15 mg/kg, respectively, with a mean duration of 11 months (range 6 to 38 months). Resu l t s: Forty-eight patients (57%) responded to topiramate treatment, 14 of whom were seizure-free. Response rates were as follows: partial epilepsy 66% (39/59), generalized epilepsy 41.7% (5/12), and epileptic syndromes 30% (4/13). Response was 66% in partial seizures (38/58) and 48.4 in generalized seizures (15/31). Treatment was discontinued because of somnolence in four patients, increase in the frequency of seizures in three patients, and hyperthermia in one patient. Adverse effects were anorexia (n=14), weight loş (n=11), difficulty in concentration (n=8), somnolence (n=7), deterioration in speech (n=6), and fever (n=3).
Conclusion: Topiramate seems to be a safe and effective antiepileptic drug; however, it should be used considering its special side effect profile.



Hızlı Arama





 


Copyright © 2019 Bu sitenin tüm hakları Türk Epilepsi İle Savaş Derneğine aittir.
 
LookUs & Online Makale