ISSN 1300-7157 Anasayfa | İletişim      

Cilt : 25      Sayı : 2       Yıl: 2019

Epilepsi: 8 (1)
Cilt: 8  Sayı: 1 - 2002
Özetleri Gizle | << Geri
1.
Epileptik Nöbetlerin Tanısında Öykünün Duyarlılık ve Seçiciliğinin Değerlendirilmesi
The Sensitivity and Specificity of History in the Diagnosis of Epileptic Seizures
Abdulkadir KOÇER, Nurhan İNCE, Eren GÖZKE, Emel KOÇER
Sayfalar 9 - 15
Amaç: Epileptik nöbetlerin tanısında öykünün duyarl ılık ve seçiciliğini araştırmak. Hastalar ve Yöntemler: Bayılma şikayetiyle baş- vuran 68 olgu (28 erkek, 40 kadın; ort. yaş 28; da- ğılım 2-78) çalışmaya alındı. Öykü ile elde edilen öntanılar ile kesin tanılar karşılaştırıldı. Epilepsinin kesin tanısında yapılan ayrıntılı incelemeler göz önünde tutularak, öykünün yöntemsel geçerlili ği değerlendirildi. Bul g u l a r : Yirmi dokuz olguda epileptik nöbet (EN) (%42.6), 29 olguda (%42.6) epileptik olmayan nö- bet (EON) tanıları kondu. On olguda iki nöbet türü birlikte gözlendi. En sık gözlenen EN tablosu jeneralize tonik-klonik nöbetler (n=17) iken, EON içinde en sık psikojenik nöbetlerle (n=16) karşılaşıldı. Hem EN'de hem de EON'de en sık iktal bulgu yan ıtsızlık idi. Epileptik nöbet öntanısı alan 30 olgunun 20'sinde tanı doğrulandı. Öntanısı EON olan 32 olgunun dokuzunda EN son tanısı kondu. Epilepsi tanısını koymada öykünün duyarlılığı %64.1, seçiciliği %62.1 bulundu. Öykünün genel tanı de- ğeri ise %63.2 idi. Sonuç: Normal poliklinik şartlarında epilepsi olgular ının %64.1'i öykü ile tanınabildi. Nöbet-anket formu eşliğinde, özel poliklinik şartlarında ve dikkatli bir öyküyle bu oranın daha yüksek olabilece- ği düşünüldü.
Objectives: To determine the specificity and sensitivity of history in the diagnosis of epileptic seizures. Patients and Methods: Sixty-eight patients (28 males, 40 females; mean age 28 years; range 2 to 78 years) presented with a complaint of fainting. Initial diagnoses were compared with definitive diagnoses reached through detailed investigations. The methodological validity of history in leading to definitive diagnosis was sought. R e sul t s : Definitive diagnoses included epileptic seizures (ES) in 29 cases (42.6%) and non-epileptic seizures (NES) in 29 cases (42.6%); 10 cases had both seizure types. The most frequent ES and NES types were generalized tonic-clonic (n=17) and psychogenic seizures (n=16), respectively. The most common ictal finding was unresponsiveneş in both types. An initial diagnosis of EN by history was confirmed in 20 out of 30 patients. Of 32 patients with NES, nine had a final diagnosis of EN. The sensitivity and specificity of history in the diagnosis of epileptic seizures were 64.1% and 62.1%, respectively. Overall diagnostic value of anamnesis was 63.2%. C on c l u s i o n : The initial diagnosis of epileptic seizures can be improved by administering a welldesigned seizure-questionnaire, evaluating patients at a more specialized outpatient clinic circumstances, and by a more carefully history taking.es,

2.
Parsiyel Epilepside İnteriktal Epileptiform Deşarjların Saptanmasında Uzun Süreli Rutin İnteriktal EEG'nin Yeri
The Role of Long-Term Routine Interictal EEG Monitoring in Detecting Interictal Epileptiform Discharges in Partial Epilepsy
Necdet KARLI, İbrahim BORA
Sayfalar 16 - 20
Amaç : Rutin interiktal elektroensefalografinin (EEG) görece kısa olan süresi, parsiyel epilepside interiktal epileptiform deşarjların (İED) kayıt şansını azaltmaktadır. Bu çalış- mada uzun süreli rutin interiktal EEG'nin (USRİ-EEG) parsiyel epilepsili hastalarda rutin kullanımını araştırdık. Hastalar ve Yöntemler: Çalışmamıza 37'si temporal lob epilepsisi (TLE), 16'sı ekstratemporal epilepsi tanı- sı ile takip edilmekte olan parsiyel epilepsili 53 hasta (26 erkek, 27 kadın; ort. yaş 31.9; dağılım 6-72) alındı. Tüm hastalarda 30 dakika süreli rutin interiktal EEG ve bir saatlik normal, bir saatlik uyku deprivasyonlu USRİ- EEG çekildi. Elektroensefalografiler normal, belirsiz, fokal, lateralize ya da jeneralize olarak sınıflandırıldı ve hastanın nöbet tipi ile uyumu araştırıldı. Bulgular: Uzun süreli rutin interiktal EEG, TLE'li hastalar ın %81'inde ve ekstratemporal epilepsili hastaların %87.5'inde klinik ile uyumlu bulgu verirken, rutin interiktal EEG için bu oranlar sırasıyla %40.5 ve %62.5 bulundu. Temporal lob epilepsili hastalarda, USRİ-EEG'nin, rutin interiktal EEG'ye üstünlüğü istatistiksel açıdan da anlamlıydı (p<0.01). İki yöntem arasında ekstratemporal epilepsili hastalarda anlamlı bir farklılık saptanmadı. Uzun süreli rutin interiktal elektroensefalografide fokal ve/veya lateralize İED saptanan 44 hastanın 34'ünde (%77.2) İED'nin bir odaktan kaynaklandığı görüldü. Rutin interiktal EEG'de patoloji saptanan 25 hastanın 16'sında (%64) bulgular odak göstermekte idi. Sonuç: Temporal lob epilepsili hastalarda interiktal epileptiform deşarjların saptanmasında USRİ-EEG'nin yararl ı bir yöntem olduğunu düşünüyoruz.
Objectives: Due to short recording time allocated to routine EEG monitoring, interictal epileptiform discharges (IEDs) may be difficult to detect in patients with partial e p i l e p s y. We evaluated the role of long-term routine interictal EEG (LTRI-EEG) in detecting IEDs in partial epilepsy. Patients and Methods: Fifty-three patients with partial epilepsy (26 males, 27 females; mean age 31.9 years; range 6 to 72 years) had diagnoses of temporal lobe epilepsy (n=36) and extra-temporal epilepsy (n=16). Routine interictal EEGs for 30 minutes and one-hour routine and onehour sleep deprivation EEGs were obtained. EEG recordings were claşified as normal, unknown, focal, lateralized, and generalized. Clinical correlations were sought between focal and lateralized EEGs and seizure types. Result s : Findings of long-term routine interictal EEGs were correlated with clinical seizure types in 81% of TLE, and 87.5% of extra-temporal epilepsy patients, whereas routine EEG was correlated with seizure types in 40.5% and 62.5% of the patients, respectively. Long-term routine interictal EEG was found to be significantly superior to routine EEG in TLE (p<0.01). No significant diff e r e n c e was found between the two methods in patients with extra-temporal epilepsy. Of 44 patients in whom focal and/or lateralized IEDs were detected by LT R I - E E G , epileptic focus was determined in 34 patients (77.2%); routine interictal EEG allowed to identify the epileptic focus in 16 of 25 patients (64%). Conc l u s i o n : Long-term routine interictal EEG seems to be more reliable in the detection of IEDs in TLE patients and in determining the epileptic focus.

3.
Eklamptik ve Preeklamptik Olgularda Elektroensefalografi ve Kranyal Manyetik Rezonans Görüntüleme Bulguları
Electroencephalography and Cranial Magnetic Resonance Imaging Findings in Eclamptic and Preeclamptic Patients
Zekeriya ALİOĞLU, Sibel K. VELİOĞLU, Gülseren DİNÇ, Cavit BOZ, Hasan DİNÇ, Mehmet ÖZMENOĞLU
Sayfalar 21 - 25
Amaç: Eklamptik ve preeklamptik olgularda elektroensefalografi (EEG) bulguları ile klinik ve nöroradyolojik bulgular arasındaki ilişki prospektif olarak araş- tırıldı. Hastalar ve Yöntemler: Yirmi altı preeklamptik (ort. yaş 32.7) ve 12 eklamptik (ort. yaş 26.8) olguda klinik değerlendirmeden sonra aynı gün EEG ve kranyal manyetik rezonans görüntüleme (MRG) incelemeleri yapıldı. Kranyal MRG ve EEG incelemelerinde patolojik bulgu saptanan olgular bir ve altı ay sonra kontrol edildi. Bulg ular: Preeklamptik grupta yedi (%27), eklamptik grupta 10 olguda (%83) EEG'de patolojik bulgu saptand ı. Patolojik EEG oranlarında anlamlı bir farklılık olduğu görüldü (p<0.05). Altı preeklamptik ve sekiz eklamptik olguda zemin aktivitesinde yavaşlama, bir preeklamptik ve beş eklamptik olguda ise diken ve keskin dalga saptand ı. Patolojik EEG bulguları 16 olguda birinci ayın sonunda, bir olguda altıncı ayda düzeldi. On bir eklamptik (%92) ve beş preeklamptik (%19) olgunun kranyal MRG'lerinde patolojik bulgu belirlendi. On eklamptik (%83) ve dört preeklamptik (%15) olguda EEG ve kraniyal MRG'nin ikisinin de patolojik olduğu görüldü. Son u ç : Saptanan patolojik bulgular, eklamptik olgular ın tanı ve takibinde EEG ile birlikte kranyal MRG'nin de kullanılması gerektiğini göstermektedir.
Objectives: We investigated the relationship between electroencephalographic (EEG) findings and clinical and neuroradiological findings in eclamptic and preeclamptic patients. P a tients and Methods: Twenty-six preeclamptic (mean age 32.7 years) and 12 eclamptic patients (mean age 26.8 years) underwent electroencephalographic and cranial magnetic resonance imaging (MRI) studies on the same day. Patients who exhibited pathological findings were further examined by EEG and MRI one and six months later. Results: Seven preeclamptic (27%) and 10 eclamptic (83%) patients had abnormal EEG findings, which included slowing of background activity (6 preeclamptic, 8 eclamptic) and sharp and spike waves (1 preeclamptic, 5 eclamptic). There was a significant diff e r e n c e between the two groups with regard to abnormal EEGs (p<0.05). EEGs returned to normal in 16 patients within one month, and in one patient within six months. Cranial MRI revealed abnormal findings in 11 eclamptic (92%) and five preeclamptic (19%) patients. Both EEG and cranial MRI findings were abnormal in 10 eclamptic (83%) and four preeclamptic (15%) patients. Con c l u s i o n : Because of coexistent abnormal findings, both EEG and cranial MRI should be used for diagnosis and follow-up of eclamptic patients.

4.
3. Ulusal Epilepsi Kongresi Serbest Bildiriler

Sayfalar 32 - 42
Makale Özeti | Tam Metin PDF

5.
3. Ulusal Epilepsi Kongresi Poster Bildirileri

Sayfalar 43 - 60
Makale Özeti | Tam Metin PDF



Hızlı Arama





 


Copyright © 2019 Bu sitenin tüm hakları Türk Epilepsi İle Savaş Derneğine aittir.
 
LookUs & Online Makale