ISSN 1300-7157 Anasayfa | İletişim      

Cilt : 23      Sayı : 3       Yıl: 2017

Epilepsi: 3 (1)
Cilt: 3  Sayı: 1 - 1997
Özetleri Gizle | << Geri
1.
TEK VE TEKRARLANAN PENTİLENTETRAZOL DOZLARIYLA OLUŞTURULAN KONVULSİYONLARDA EPİLEPTİK AKTİVİTE VE KAN-BEYİN ENGELİ PERMEABİLİTE DEĞİŞİKLİKLERİNİN ARAŞTIRILMASI
EVALUATION OF CHANGES IN THE CONVULSIVE BEHAVIOR AND BLOOD-BRAIN BARRIER PERMEABILITY INDUCED BY ACUTE AND ALTERNATE DAY PENTYLENETETRAZOLE ADMINISTRATION
Ayşe KARSON, Deniz ŞAHİN, Gül İLBAY, Nilüfer ESEN, Nurbay ATEŞ
Sayfalar 11 - 15 (1307 kere görüntülendi)
Çalışmamızda Wistar albino erkek sıçanlarda, akut ve gün aşırı tekrarlanan pentilentetrazol (PTZ) verilmesini takiben konvulsif davranış ve makromoleküllere karşı kan-beyin engelinin (KBE) geçirgenliği araştırıldı. Sıçanlar üç gruba ayrıldı: a) Tek doz (55 mg/ kgx1) PTZ konvulsiyon grubu, b) Tekrarlanan dozlarda (55 mg/kgx6) PTZ konvulsiyon grubu, c) Kontrol grubu. Çalışma grubu sıçanlarına, KBE geçirgenliğini izleyebilmek için Evans blue verildi. Pentilentetrazol verilen tüm sıçanlarda tonik-klonik konvulsiyonlar oluştu. Ancak epileptik nöbet aktivitesinin toplam süresi, tek doz i.v. enjeksiyonundan sonra oluşana göre 6. i.v. enjeksiyondan sonra belirgin olarak kısalmıştı (p<0.05). Tek doz hızlı i.v. enjeksiyona bağlı nöbetler tüm sıçanlarda preoptik alan, kaudat nükleus, putamen, talamus, hipotalamus, ortabeyin, kollikulus superiorda bilateral Evans blue sızıntısına yol açtı. Buna karşın 55 mg/kg günaşırı PTZ uygulanımını izleyerek verilen 6. doza bağlı nöbetler yedi sıçanın yalnızca üçünde KBE açılımına yol açtı ve bu açılım birkaç beyin sahasıyla sınırlı idi. Bu sonuçlar, tek doz PTZ alan sıçanlarda engelin açılımının, günaşırı PTZ alan sıçanların KBE açılımına göre belirgin olarak farklı olduğunu göstermekte ve farklılığın PTZ toleransına bağlı olabileceğini düşündürmektedir.
This study investigated changes in the convulsive behavior and blood-brain barrier (BBB) permeability tc macromolecules following acute and alternate day administration of pentylenetetrazole (PTZ) in Wistar albino male rats. The rats were divided into three groups: a) acutely induced PTZ convulsion group (55 mg/kgx1); b) alternate day administration group (55 mg/kgx6); and c) the control group. Study animals were given Evans blue dye to serve as a marker of blood-brain barrier leakage. All pentylenetetrazole-administered rats developed tonic-clonic convulsions. However, compared with that observed in the first group, total duration of epileptic seizure activity was significantly decreased after the last PTZ administration (p<0.05). Seizures induced by acute administration resulted in bilateral EB leakage in the preoptic area, nucleus caudatus, putamen, thalamus, hypo-thalamus, midbrain, and the superior colliculus. However, seizures induced by the last dose of alternate day administration led to leakage in only two rats, which was confined only to a few brain areas. These results indicate that the barrier opening of rats receiving single dose of PTZ markedly differs from that found in rats receiving PTZ on alternate days and that the difference may be due to PTZ tolerance.

2.
PEDİYATRİK EPİLEPSİ CERRAHİSİNDE NÖROPSİKOLOJİK DEĞERLENDİRME
NEUROPSYCHOLOGICAL EVALUATION IN PEDIATRIC EPILEPSY SURGERY
Barış KORKMAZ
Sayfalar 16 - 20 (1442 kere görüntülendi)
Daha incelikli görüntüleme yöntemlerinin (fMRI, yüksek teslalı MRI) ortaya çıkması, video-EEG monitorizasyonunun gelişmesi ve Wada testinin daha yetkin bir biçimde kullanılması, nöropsikolojik değerlendirmenin epilepsi cerrahisindeki rolünü değiştirmiştir. Nöropsikolojik değerlendirme, operasyon öncesi hasta seçiminde ve bazen cerrahi tekniğin belirlenmesinde etkili olabildiği gibi, bugün için daha çok hastanın yaşam kalitesi ve zihinsel işlevleri açısından cerrahi risklerin ve başarının belirlenmesinde önem taşımaktadır. Epilepsi cerrahisinde nöropsikolojik değerlendirmenin temel amaçları arasında fonksiyonel yoldan sorunlu bir anatomik bölgeyi tanımlamak ve tek taraflı nöbet başlangıcı olanlarda serebral disfonksiyonun lateralizasyonla ilişkisini saptamak, çıkarılacak bölgenin ne tip kayıplara neden olacağını saptamak, cerrahi sonrası prognozu belirlemede güvenilir bilgiler vermek yer almaktadır. Yakın bir gelecekte özellikle subpial rezeksiyon tekniklerinin ve intraoperatif elektrofizyolojik incelemelerin gelişmesi, beyin haritalamasının nöropsikolojik işlevleri de içine alacak tarzda ayrıntılı bir şekilde yapılması ile epilepsi cerrahisinde daha başarılı sonuçlar alınacaktır.
The role of neuropsychology in the epilepsy surgery has recently changed dramatically due to development of sensitive neuroimaging techniques, video-EEG monitoring and use of Wada test. Neuropsychological assessment is of greater relevance in the selection of patients prior to surgery with respect to the determination of surgical risks as well as in the determination of surgical techniques so as to provide a higher quality of life for the patients. The main aims of neuropsychological evaluation are to detect the dysfunctional area, to search for concordance between localization of neuropsychological deficits with that of EEC epileptiform discharges and to determine overall prognosis after surgical resection including the likely deficits to occur. Development of subpial techniques and intraoperative electrophysiological investigations and broadening of brain imaging techniques to include neuropsychojogical functions will result in much better surgical putcome.

3.
TEDAVİYE DİRENÇLİ EPİLEPSİDE EK TEDAVİ OLARAK UYGULANAN LAMOTRİGİN İLE ÜÇ AYLIK, ÇOK MERKEZLİ, ETKİNLİK VE GÜVENİLİRLİK ÇALIŞMASI
A 3-MONTH, MULTICENTRE STUDY OF EFFICACY AND SAFETY OF LAMOTRIGINE AS ADD-ON THERAPY IN TREATMENT-RESISTANT EPILEPSY
Ayşen GÖKYİĞİT, Aytaç YİĞİT, Barış BAKLAN, Betül BAYKAN-KURT, Görsev YENER, Mustafa ERTAŞ, Naci KARAAĞAÇ, Naz YENİ, Nilgün ARAÇ, Oğuz ERDİNÇ, Serap SAYGI
Sayfalar 21 - 26 (1252 kere görüntülendi)
Lamotrigin (LTG) voltaja duyarlı sodyum kanallarını bloke ederek, glutamat salınımını azaltan yeni bir antiepileptik ilaçtır. Çok merkezli olarak düzenlenen bu çalışmada standart bir protokole göre seçilen tedaviye dirençli 62 epileptik hastada LTG'nin etkinliği ve güvenilirliği araştırılmıştır. Çalışmada hastalar üç ay boyunca ek tedavi olarak sodyum valproat (VPA) kullanımına göre 100-400 mg/gün arasında değişen dozlarda LTG kullanmışlardır. Toplam nöbet sayılarında istatistiksel açıdan anlamlı bir azalma saptanmıştır. Hastaların %66'sında hafif-belirgin arası değişen ölçülerde düzelme bildirilmiştir. Yan etkilere hastaların %37'sinde rastlanmıştır. En sık rastlanan yan etkiler baş dönmesi, bulantı/kusma, deri döküntüsü, uyku hali ve dikkat azlığıdır; fakat yan etkilerin hiçbiri ciddi boyutta değildir ve yan etki nedeniyle çalışmadan çekilen hasta olmamıştır. Biyokimyasal ve hematolojik değerlendirmelerde LTG öncesi ve sonrası arasında fark saptanmamıştır. LTG'nin tedaviye dirençli epilepside etkili ve güvenli bir ilaç olduğu sonucuna varılmıştır.
Lamotrigine (LTG) is a novel antiepileptic drug that blocks voltage-sensitive sodium channels, leading to inhibition of glutamate release. In this multicentre study, efficacy and safety of LTG were evaluated in 62 patients with treatment-resistant epilepsy, selected according to a standard protocol. Despite administration of antiepileptic drugs, patients who experienced at least two seizures a month during the last three months prior to study were given for a three-month period as add-on therapy 100-400 mg/day LTG, depending on the usage of VPA. Significant decrease was obtained in total seizure counts. Sixty-six per cent of patients reported mild to marked improvement. The overall incidence of adverse events was 37%. The most common adverse events were dizziness, nausea/ vomiting, skin rash, somnolence and attention deficits, but none of them were serious enough to discontinue the therapy in any of the patients. No differences in biochemical or haematological findings were documented between the baseline and LTG treatment periods. LTG was found effective and safe in the treatment of treatment-resistant epilepsy.

4.
PARSİYEL EPİLEPSİLERDE VİGABATRİN VE LAMOTRİGİN'İN ETKİNLİĞİ
THE EFFICACY OF VIGABATRIN AND LAMOTRIGINE IN PARTIAL EPILEPSIES
Filiz KOÇ, Hacer BOZDEMİR, Şebnem BIÇAKÇI, Yakup SARICA
Sayfalar 27 - 31 (1183 kere görüntülendi)
Antiepileptik tedaviye yanıt vermeyen parsiyel epilepsilerde vigabatrin (VGB) ve lamotrigin'in (LTG), ilave olarak uygulandığında nöbet frekansında belirgin azalmaya neden oldukları bilinmektedir. Son üç aydır tedavi protokolü değişmeyen ve klasik antiepileptik ilaçlara yanıt vermeyen, parsiyel epilepsili 41 olguya (kompleks parsiyel nöbetli 31, sekonder jeneralize altı, fokal motor dört olgu) üç ay süre ile ilave olarak uygulanan VGB ve LTG'in nöbet sayısı ve şiddetine etkinliği araştırılmıştır. Vigabatrin grubunda (n=14), bir olguda nöbetler tamamen kontrol edilmiş; dokuz olguda nöbet sayısı %61 azalmış; dört olgu tedaviye yanıt vermemiştir. Lamotrigin grubunda (n:=27) ise altı olguda nöbetler tamamen kontrol edilmiş; on iki olguda nöbet sayısı %58.3 oranında azalmış; dokuz olgu tedaviye yanıt vermemiştir. Nöbet şiddeti iki grupta da belirgin şekilde azalmıştır. Vigabatrin, serum karbamazepin düzeyinde düşmeye neden olmuştur.
It is known that vigabatrin (VGB) and lamotrigine (LTG) cause significant reduction in the frequency of seizures when added to treatment in cases with partial epilepsies not responding to antiepileptic treatment. We evaluated the effect of adding VGB and LTG to the treatment of 41 patients with partial seizures (complex partial seizures=31, secondary generalized=6, focal motor=4) on the number and severity of seizures. All the patients did not respond to classical antiepileptic drugs and the treatment protocols carried out did not undergo any change during the last three months. In the VGB (n=14) and LTG (n=27) groups the results were as follows: total control of seizures (1 versus 6 patients); decrease in frequency (61% decrease in 9 patients versus 58.3% decrease in 12 patients); no response (4 versus 9 patients). The severity of seizures significantly reduced in both groups. Vigabatrin caused a decrease in serum carbamazepine levels.

5.
KARBAMAZEPİN VE KALSİYUM METABOLİZMASI
CARBAMAZEPINE AND CALCIUM METABOLISM
Gülay ÖZGEN, Hulki FORTA, Münevver ÇELİK, Özlem UYAR
Sayfalar 32 - 34 (1258 kere görüntülendi)
Yazımızda, epileptik nöbetleri nedeniyle karbamazepin kullanmakta iken hipokalsemi saptanan üç olgu sunulmuştur. İki olgu yürüme güçlüğü yakınması ile başvurmuş; incelemelerde hafif miyojen tutulumun da eşlik ettiği raşitizm bulguları saptanmıştır. Hipokalsemiye neden olabilecek antiepileptik kullanımından başka tüm etkenler dışlanmış ve hipokalseminin karbamazepin kullanımına bağlı olduğu düşünülmüştür. Karbamazepinin kalsiyum metabolizmasına etkisinin hangi mekanizma ile ortaya çıktığı ve ne oranda görüldüğü kesinleşmemiş olduğu için, bu ilacı kullanan olgularda kalsiyum metabolizma bozukluğunun araştırılması önem taşımaktadır.
We present three cases with epileptic seizures in which hypocalcemia was detected during their treatment with carbamazepine. Of these, two patients presented with difficulty in walking; examinations revealed rickets accompanied by mild myogenic involvement. All possible etiologic factors for hypocalcemia other than antiepileptic therapy were ruled out. Although the mechanism through which carbamazepine affects calcium metabolism is not clearly established, disturbances of this metabolism should be investigated in patients receiving carbamazepine therapy.

6.
LANDAU-KLEFFNER SENDROMU (OLGU SUNUMU)
A CASE OF LANDAU-KLEFFNER SYNDROME
M Ertan KARAADAM, Muhteşem GEDİZLİOĞLU, Pınar ÇE, R Reha BİLGİN
Sayfalar 35 - 38 (1275 kere görüntülendi)
Edinilmiş epilesi sendromlarında ortak belirleyici, birbirlerine oldukça benzeyen EEG anormallikleridir. Bunlar, uzamış, sürekli veya hemen hemen sürekli, diffüz, senkron diken ve dalga deşarjları olup, uyanıklık sırasında ve uykuda izlenebilir. Fokal beyin lezyonu veya progresif bir hastalığın olmadığı hallerde, ağır bir mental bozulma ile paroksismal EEG anormalliklerinin birarada oluşu, çeşitli hipotezlere yol açmıştır. Edinilmiş epileptik afazinin özel bir dirençli epilepsi tipi olduğu ileri sürülebilir. Aşağıdaki olgu nedeniyle konu bir kez daha tartışılmıştır.
One common feature of acquired epileptic syndromes is the similar EEG abnormalities. These are prolonged, continuous or subcontinuous, diffuse, hypersynchronous spike and wave discharges that can be detected during sleep and awake conditions. The unusual association of a severe mental deterioration with paroxysmal EEG abnormalities without any focal brain lesions or progressive diseases has led to several hypotheses. Acquired epileptic aphasia may be a particular type of refractory epilepsy. This case report allows a discussion on the subject.

7.
Uluslararası Epilepsi ile Savaş Ligi(ILAE) Komisyon Raporu Epilepsisi Olan Çocuklar İçin Kısıtlamalar

Sayfalar 39 - 41 (1014 kere görüntülendi)
Makale Özeti | Tam Metin PDF



Hızlı Arama





 

Copyright © 2018 Bu sitenin tüm hakları Türk Epilepsi İle Savaş Derneğine aittir.
 
LookUs & Online Makale