ISSN 1300-7157 Anasayfa | İletişim      

Cilt : 25      Sayı : 2       Yıl: 2019

Epilepsi: 17 (2)
Cilt: 17  Sayı: 2 - 2011
Özetleri Gizle | << Geri
ARAŞTIRMA
1.
Türk Hastalarda Epilepsi Cerrahisinden Sonra Yaşam Kalitesi ve Maliyet Analizi
Quality of Life and Cost analysis Following Epilepsy Surgery in Turkish Patients
Göksemin Acar, Feridun Acar, Bengi Gedik, Ali Yılmaz, Filiz Altuğ, Duygu Aras, Barış Baklan
doi: 10.5505/epilepsi.2011.72792  Sayfalar 39 - 45
AMAÇ: Bu çalışmanın amacı, epilepsi cerrahisinden sonra nöbet kontrolü, antiepileptik ilaç kullanımı, yaşam kalitesindeki değişim ve bunlara paralel olarak epilepsiye bağlı sağlık harcamalarında ve ilaç maliyetindeki değişimi belirlemektir.
YÖNTEMLER: İlaca dirençli epilepsi nedeniyle takip edilen 24 hasta (11 kadın, 13 erkek) çalışmaya alındı. Cerrahi öncesi ve sonrası nöbet sıklığı, antiepileptik sayıları belirlenerek SF-36 ölçeği uygulandı. Cerrahi öncesinde ve sonrasında epilepsiye bağlı sağlık harcamaları ve antiepileptik ilaç giderleri SGK kayıtlarından ve cerrahi giderleri hastane bilgi yönetim sisteminden elde edildi.
BULGULAR: Yirmidört hastaya ilaca dirençli epilepsi nedeniyle ATLE ya da lezyonektomi uygulandı. Ortalama 24 ay sonunda hastaların %67’sinde nöbet kontrolü (ILAE sınıf I ve II) sağlandı. Postoperatif antiepileptik ilaç sayısında belirgin azalma görüldü (p=0.005). SF-36’ya göre hastaların genel sağlık durumlarını algılayışlarında, duygusal sorunlara bağlı kısıtlılıklarında düzelme tespit edildi (p<0,005). Maliyet analizinde cerrahi uygulanan hastalarda hem antiepileptik ilaç maliyeti hem de epileptik nöbetlere bağlı sağlık giderlerinde belirgin azalma olduğu tespit edildi (p<0,005).
SONUÇ: Sonuç olarak, ilaca dirençli epilepside cerrahinin nöbet kontrolündeki etkinliği ve yaşam kalitesi üzerine yararları ve bunlara paralel ekonomik yararları dikkat çekicidir. Hem medikal hem de ekonomik açılardan olumlu sonuçları olan cerrahi uygulamaların ülkemizde artabilmesi için ilaca dirençli epilepsisi olan hastaların bu konuda özelleşmiş ve cerrahi uygulayan merkezlere daha fazla yönlendirilmeleri gerekmektedir.
OBJECTIVE: The aim of this study is to evaluate postoperative changes in terms of seizure frequency, antiepileptic drug (AED) consumption and quality of life, in parallel with these, to determine the changes in antiepileptic drug and healthcare costs after surgery.
METHODS: Twenty-four patients who underwent epilepsy surgery with medically intractible epilepsy are included. Demographic features, seizure frequency, number of AEDs are obtained, and SF-36 is administered pre- and post operatively. Financial records are accessed via the university hospital database and central network database of the national social security administration.
RESULTS: ATLE or lesionectomy was carried out in 24 patients and 67 % of patients achieved Class 1 and 2 seizure control and a significant reduction in number of AEDs (p<0,005). In SF-36, general perception of health and role limitations due to emotional problems significantly improved postoperatively. The cost analysis revealed significant reduction in antiepileptic drug and healthcare costs due to epilepsy(p<0,005).
CONCLUSION: In conclusion, surgical interventions for medically intractable epilepsy are effective in seizure control and have notable benefit on quality of life as well as in healthcare costs. These medical and economic benefits of epilepsy surgery can be encouraging for Turkish neurologists to refer patients to comprehensive epilepsy centers.

2.
KAFA TRAVMASININ EPİLEPTİK NÖBETLERDEKİ YERİ ve PROGNOZ ile İLİŞKİSİ
Traumatic Head Injury in Epileptic Patients and Relation with Prognosis
Kezban Aslan, Hacer Bozdemir, Turgay Demir
doi: 10.5505/epilepsi.2011.88598  Sayfalar 46 - 52
AMAÇ: Epilepsi etyolojisinde kafa travmasının (KT) önemli yeri olduğu bilinmektedir. Bu çalışmada, epilepsi tanılı olgularda KT ve prognoza etkileri araştırıldı.
YÖNTEMLER: Çalışmaya dahil edilme kriterlerine uygun, parsiyel epileptik nöbetleri olan yaş ortalaması 29.1 ± 14.0 (10-74) olan 124 (75 erkek, 49 kadın) hasta dahil edildi. Hastalar retrospektif olarak değerlendirilmiştir.
BULGULAR: Olguların ortalama KT geçirme yaşı ise 11.0 ± 11.2 (0,1- 55) ve nöbet başlangıç yaşı 20.3 ± 15.2 (1-74) olarak belirlendi. Epileptik nöbetlerin KT’dan ortalama 8,7 ± 11.4 (0-64) yıl sonra başladığı saptandı. KT geçirme şiddetine göre olgular 3 gruba (basit, orta şiddete ve ağır KT) ayrıldı; hastaların % 60.5 (n: 75)’i basit, % 29 (n: 36)’u orta şiddette ve % 10.5 (n: 13)’i ise ağır KT geçirdiği belirlendi. Olguların % 67.7 (n: 84)’inde nörolojik muayene normaldi. Radyolojik görüntülemede olguların sadece % 50’sinde normal bulgular belirlendi (p<0,03).
Olguların % 67.7 (n: 84) monoterapi, % 32.3 (n: 40)’ünün politerapi kullandığı belirlendi İzlem dönemi sonunda; olguların % 44.2 (n: 56)’sinde nöbetler tam, % 46 (n: 57)’sında ise kısmen kontrol altına alındı.

SONUÇ: KT öyküsü olan epilepsi hastalarında, travma şiddeti ile prognoz arasında önemli rolü olduğu ancak prognoz üzerinde farklı faktörlerinde rol alabileceği belirlendi.
OBJECTIVE: We evaluated relation of head trauma (HT) and prognosis in epilepsy patients.
METHODS: A total of 124 patients (M 75, F 49) with a mean age of 29.1 ± 14.0 (10-74) years and with partial epileptic seizure participated to this study. The patients were retrospectively evaluated.
RESULTS: The mean age of HT was 11.0 ± 11.2 (0,1- 55) and seizure onset 20.3 ± 15.2 (1-74) years. Seizures were started 8,7 ± 11.4 (0-64) years after HT. The patients grouped according to severity of HT as (mild, moderate, severe): 60,5 % (n: 75) in mild, 29 % (n: 36) in moderate and 10.5 % (n: 13) were in severe group. The neurologic examination were normal in 67.7 % (n: 84) of the all patients. MRI revealed normal finding in only 50% (n: 62) of the patients (p<0.03).
Of all patients 67.7 % (n: 84) of them were on monotheraphy and 32.3 % (n: 40) were on politheraphy. At the end of follow up 44.2% of them were seizure free and the seizures were moderately controlled in 46 % (n: 57) patients.

CONCLUSION: Although the severity of HT have an important role on epilepsy prognosis, many different factors may have an effect on prognosis.

3.
Epilepsi hastalarında Lamotrijin ve Levetirasetam tedavisinin serum lipid profiline etkisi
Özden Kamışlı, Yüksel Kaplan, Suat Kamışlı, Meryem Bakır, Cemal Özcan
doi: 10.5505/epilepsi.2011.57442  Sayfalar 53 - 57
AMAÇ: Klasik antiepileptik ilaçlar kadar etkili ancak daha az yan etkileri olan yeni kuşak antiepileptik ilaçlardan sıkça kullanılan lamotrijin ve levetirasetam’ın lipid profili üzerine etkisini araştırmak.
YÖNTEMLER: Nisan 2009- Mayıs 2011 tarihleri arasında İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Turgut Özal Tıp Merkezi Nöroloji AD Epilepsi polikliniğinde takip edilen hastaların dosyaları retrospektif olarak incelendi. Lamotrijin ve Levetirasetam monoterapisi kullanan hastaların lipid düzeylerine bakıldı. Hasta verileri kontrol gruplarıyla karşılaştırıldı
BULGULAR: Lamotrijin monoterapisi alan 21 hasta ve levetirasetam monoterapisi alan 20 hastanın total kolesterol, trigliserid, LDL, VLDL ve HDL değerleri 21 sağlıklı kontrol grubu ile karşılaştırıldı. Total kolesterol, trigliserid, LDL, VLDL ve HDL değerleri sağlıklı kontrol grubuyla istatistiksel anlamlı farklılık göstermedi.
SONUÇ: Yeni kuşak antiepileptiklerden lamotrijin ve levetirasetamın lipid profili üzerine anlamlı bir etkide bulunmadığı saptandı. Özellikle ateroskleroz riski olan hastalarda güvenli kullanılabileceği düşünüldü.

OLGU SUNUMU
4.
Okskarbazepin Kullanımına Bağlı Ağır Hiponatremi Olgusu
A Case of Oxcarbazepine-Induced Severe Hyponatremia
Yıldız Değirmenci, Yeliz Yılmaz, Ceyda Hayretdağ Örs, Handan Işın Özışık Karaman
doi: 10.5505/epilepsi.2011.02996  Sayfalar 58 - 60
Okskarbazepin (OKBZ) karbamazepinin bir keto analoğudur. OKBZ ile tedavi edilen hastalarda gelişen hiponatremi çoğunlukla asemptomatiktir ve çok ender olarak ilaç kesilmesini gerektirecek kadar şiddetli olur. Bu yazıda epilepsi tanısı olan ve okskarbazepin ve valproat tedavisi altında olan ve ilaç kullanımı sonrası baş dönmesi, mide bulantısı ve kusma yakınması ile Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Sağlık, Uygulama ve Araştırma Hastanesi nöroloji polikliniğine başvuran 51 yaşında bir kadın hasta sunuldu. Rutin biyokimya incelemesinde serum sodyum düzeyi düşük, idrar sodyumu ve ozmolaritesi yüksek bulundu. Renal ultrasonografi normaldi. Okskarbazepine bağlı uygunsuz antidiüretik hormon salınımı ön tanısıyla ilaç kesilmesini takiben şikayetleri dramatik olarak düzelen hastanın üç gün sonra bakılan idrar ve serum sodyum düzeyi normal sınırlarda bulundu..
Oxcarbazepine is a keto-analogue of carbamazepine. Hyponatremia seen in the patients treated with okscarbazepine is usually asymptomatic and rarely severe which leads to drug withdrawal. Here we presented a 51-year old female patient with epilepsy under okscarbazepine and valproate treatment, who presented to our outpatient neurology clinic with vertigo, nausea and vomitting after the usage of her antiepileptic drugs. Routine biochemistry evluations revealed a decresed serum sodium level with increased urine sodium and osmolarity levels. Renal ultrasonography waas normal. The patient was pre-diagnosed as inappropriate antidiuretic hormone secretion syndrome. Three days after the okscarbazepine withdrawal, serum and urine sodium levels were found to be normal.

5.
Down Sendromlu Hastada Demans ile Beraber Senil Myoklonik Epilepsi
Senile Myoclonic Epilepsy in Down Syndrome with Dementia
Mine Hayriye Sorgun, Çiğdem Kudiaki, Aytaç Yiğit
doi: 10.5505/epilepsi.2011.77487  Sayfalar 61 - 64
Down sendromunda ilerleyici kognitif yıkımın ardından miyoklonik nöbetlerin
başladığı olgu sunumları bulunmaktadır. Biz de ilerleyici kognitif yıkımı olan ve myoklonik nöbetler geçiren bir Down Sendromu olgusu sunuyoruz. Olguya tonik-klonik nöbetler de eşlik etmektedir. EEG’de yaygın yavaşlama zemininde her iki ön bölgede keskin ve yavaş dalga aktivitesi tespit edilmiştir. Lamotrijine cevap vermeyen tonik-klonik ve miyoklonik nöbetler, tedaviye levatirasetam eklenerek kontrol altına alınmıştır. Down sendromunda epilepsi ile demansın birlikte bulunması, altta yatan ortak bir patofizyoloji olabileceğini düşündürmektedir.
Down syndrome had myoclonic seizures after progressive deterioration of cognitive functions as case reports. We report a Down syndrome with progressive deterioration of cognitive functions and myoclonic seizures. She had generalized tonic-clonic seizure,too. EEG showed slight diffuse slowing with frontal sharp-waves. Myoclonic jerks and GTCS persisted after lamotrigine. However, these seziures subsided by levatiracetam. Epilepsy in DS is associated with dementia, all these points suggest that an underlying physiopathology in common may exist



Hızlı Arama





 


Copyright © 2019 Bu sitenin tüm hakları Türk Epilepsi İle Savaş Derneğine aittir.
 
LookUs & Online Makale